Geçmiş ve Gelecek Zaman Yoktur

Yaşamlarımız ve anılarımız hepsi birer yapbozun parçaları. Elimizden geldiğince ve çevreninde katkılarıyla o kadar çok parça ekledik ki üzerine. Ama yine de yaşamımıza dahil olan iyi ve kötülerle istersek ve pes etmeden mücadeleye devam edebilirsek bir şekilde hayatımızı da düzene sokabiliriz. Kendimize belirlediğimiz kriterlerden ve çizgimizden ödün vermeyerek bunu başarabiliriz.

Kendimize göre sorumluluklarımız var, bırakalım da herkes üzerine düşeni yapsın. Herkese ve her şeye yetişmeye kalkarsak kendimize zaman ayıramayız. Her şeye yetişmeye çalışmak en büyük hatamız, bunu da çok geç fark ediyor insan ve sonra bir bakacağız yaşam bitivermiş. Bu hatayı hangimiz yapmıyoruz ki, kendimiz için yaşamayı akıl edemiyor ya da çok geç akıl ediyoruz. Zorunlu şartlar bu gerçeklerden uzaklaştırıyor belki bizi, geç kalmışlık olsa da dönüm noktasındayız yine de hiçbir şeyi sığdıramadığımız hayatın.
Varla yok arası bir hayat yaşadığımızın insanın kafasına en çok dank ettiği yerler mezarlıklar ve hastaneler. Boş bir hayat yaşadığının pamuk ipliğine bağlı dönemleri atlatırken daha da farkında oluyor insan.

Yaşarken güzellikleri tatmak gerekiyor, insan mutlu olmayı severse yaşamayı da sever, keyif almak ve sevebilmek en değerli yetenektir. Yaşamı anlamlandırmadan ölmemeli, güzel olan her şeyin orta halini bularak dengeli yaşamaktır.

Her doğan güneş yeni bir yaşamdır, umudu taze bir ekmek gibi görmek gerekir, ne zaman o umut soğuyup bayatlarsa çöpe atılmaya veya yem olmaya mahkumdur. Bu yüzden baş köşede yer vermek gerekir umudumuza, o olmasa ne yeni bir günün, ne yeni bir insanın, ne de hayatın anlamı olur. Umut demek yarınlar demek, mutlu yaşamak, mutlu ölmek demektir.

İnsan kendisini sevmekten vazgeçtiği zaman hiçbir şeyi sevemiyor. Kendini sevmeyince de istiyor ki, sevgi ihtiyacı karşılansın ama sevmek sonuç değil süreçtir hep unutuyor.
Geçmişe takılıp kaldıkça gelmesi beklenen yarınlar olmayacaktır. Geçmişle de, gelecekle de yaşanmaz an vardır sadece şu an.

PAYLAŞ
Önceki İçerikHafta Sonu Kaçamağı: Adım Adım Safranbolu
Sonraki İçerikMacera Dolu Amerika: New York Günlükleri
Ali Samet Karakuş
Merhabalar, ben Ali Samet. 22 yaşında bir gezginim. Aslında yeni gezginlerden diyebilirim. 16-17 yaşımdan bu yana kamp yapıyorum. Babamın vefatından sonra ağırlık kazandı bu durum tabi, çünkü beni bu denli rahatlatan, enerji ve huzur veren başka bir olay yok yeryüzünde. Genelde kamplara tek giderim, çünkü öyle kafamı dağıtabiliyorum sadece, festivalleri ve kalabalığı pek sevmem. :) Adanada yaşıyorum, Selçuk Üniversitesi-Uluslararası ilişkiler bölümünde öğretim hayatımı sürdürüyorum. Şimdilerde bir kitap yazıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here