Avrupa’nın Şifa Merkezi: Karlovy Vary

Muhteşem bir doğa içine kurulmuş, kartpostal gibi bir şehir olan Karlovy Vary, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’ın batısında Bohemya bölgesinde yer alır. Prag’dan iki saatlik kara yolculuğu ile ulaşılan Karlovy Vary, Karl’ın hamamı anlamına geliyor. Karlovy Vary diğer adıyla Carlsbad, İmparator IV. Charles tarafından 1370 yılında kurulmuştur. Buradaki Karl, Prag’daki Charles Bridge’deki Charles’ın ta kendisidir. Şehir 14. yy da keşfedilmiş fakat 1700’lü yıllarda Rus Çarı Petro’nun gelmesiyle ün kazanmıştır. 18.yy ve sonrasında ise spa ve tedavi merkezine dönüşmüştür.

Karlovy Vary, turizmin Avrupa’da ne kadar erken gelişen bir alan olduğunun en iyi örneklerinden biri ve dünyanın en önemli kaplıca kenti diyebiliriz. Dünyaca ünlü isimler, buraya şifa bulmak için gelmiş. Atatürk, Goethe, Beethoven, Hitler, Mozart, Karl Max, Tolstoy, Chopin ve Freud bu isimlerden birkaçı.

Atatürk Karlovy Vary’e Gelmiş 

Küçük termal otellerin bulunduğu Karlovy Vary 1918 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü tedavi amaçlı ağırlamış. Atatürk, yaklaşık 1 ay Carlsbad Plaza’da kalmış.
Atatürk’ün kaldığı oda hala onun bıraktığı şekilde, çarşafları bile değiştirilmeden korunmaktadır.

Otelin önündeki tabelada ise “1918 yılının temmuz ayında Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri ve kurucusu Kemal Atatürk burada tedavi olmuştur.” yazısını göreceksiniz.
Goethe Haus

Şifalı suların çıktığı kaynaklar günümüzde de hala yoğun ilgi görüyor. Avrupa’nın dört bir yanından insanlar şifa ve sakinlik için bu şehre geliyor.

Şehir, yeraltı su kaynakları ile sağlık turizminde öne çıkmaktadır. 30 üzerinde kaynak bulunmaktadır. Kaynak sulardan sadece 13 farklı çeşme ve farklı sıcaklık derecesine sahip kaynaklardan akan şifalı sulardan içebilmeniz mümkün. Ama bu suların tadı size kötü gelebilir. Çünkü hepsi kaynak suyu olduğu için; içeriğindeki mineraller ve kükürtten dolayı alışık olduğumuz sudan çok farklı. Ama yine de suların, çoğu hastalığa iyi geldiğini bilen turistler ellerindeki küçük porselen kupalardan bu şifalı suları içerek şehri dolaşmakta. Şehrin birçok yerinde kaynak sularının ne kadar iyi şeyler olduğuna dair resimler, kabartmalar yer alıyor…

Karlovy Vary, masal dünyasından çıkmış gibi görünen şirin evleri, şehrin içinden akan nehrinin üzerindeki küçük ve sevimli köprüleri, tertemiz havası, tarihi dokusu ve doğal alanları bozulmamış bir şehir. Zaten nehrin kenarından yürümeye başlarsanız görülmesi gereken bütün yerlere sırasıyla rastlarsınız. Koşturmanıza acele edip hızlı hızlı yürümenize hiç gerek yok.

Başlangıçta sizi Grand Hotel Pubb karşılayacaktır. Ciddi anlamda saraydan farksız otelin yapımında 40 kilo altın kullanılmış. Bu sebepten olmalı ki fiyatları çok pahalı. Bu otelin bizler için önemli olan yanı ise; kafesinde Atatürk Carlsbad’ta kaldığı dönemde gelecek yıllarda kuracağı cumhuriyetle ilgili fikirler oluşturup notlar almış.

The Grandhotel Pupp, Casino Royal filminden tanıdık gelecektir. Bu otelde çekimler yapılmış. Sahnelerin aslında büyük bir kısmı bu şehirde geçmiş. Ayrıca Grand Budapest Hotel filmindeki otele de esin kaynağı olduğu söylenir.

Grandhotel’i geçtikten sonra yukarı doğru devam ettiğinizde fünikülerle Diana Gözlem Kulesine çıkabilirsiniz. Karlovy Vary’nin ormanlarından yükselen temiz havayı hissedeceksiniz ve şehrin güzelliğini de bir kez daha görmüş olacaksınız.
Şehrin tepe noktasına çıktığımda yeşilin her tonuna hayran kalmıştım…

Alternatif olarak diğer gezilebilecek yerleri sıralamak gerekirse; Mary Magdalene Kilisesi, Dvořák Parkı ve Kolonodlar yer almakta.

Mary Magdalene Kilisesi, Ulusal Kültür Anıtı ilan edilen kilise Çekya’nın en önemli Katolik kiliselerinden biri olarak kabul ediliyor.

Dvořák Parkı, spa merkezinin ortasında bulunan, resmen sakinlik merkezi olan park.

Park (Garden) Colonnade, yılan heykelciği bulunan çeşmesiyle ünlü. Eskiden bu kolonadın etrafında çok fazla yılan dolaştığı için, ağzından su akıtan bir yılan heykelciği var.

The Hot Spring Collonade, 72°C sıcaklıktaki suyun bulunduğu kolonad. Hem içeride hem de dışarıda sıcak su fıskiyesi bulunuyor. Fışkıran su yüksekliğinin 12 m’ye vardığı söyleniyor.

Market Colonnade, Ahşaptan imal edilen tek kolonad. Üzerimdeki işlemeleri çok güzel. Tek tek her bir ayrıntısının fotoğrafını çekmek isteyeceksiniz.

Mill Colonnade, Büyüleyici mimarisi ile kolonadların en ünlüsü.


Şehrin birçok yerinde Becherovka Likörünün dev şişeler içerisinde satılan yerleri görebilirsiniz. Bunun nedeni ise; Becherovka Likörü Karlovy Vary’de üretiliyor. Çekler Becherovka’nın şifalı olduğunu ve her gün içilmesi gerektiğini düşünürler. 1807 yılından beri üretiliyor. Tarçın ve anason tohumları başta olmak üzere 32 başka bitki özünden yapılıyor, %38 alkol içeriyor. Bazı doğu bloku ülkelerinde iltihabi hastalıklar içinde evde kullanıldığı söylenmekte.

Şehri ilk gördüğüm nokta 🙂

Çek porseleninin ve kristalinin dünyaca ününü bilmeyenimiz yoktur. Karlovy Vary’de ki hediyelik eşya satan mağazaların hemen hemen hepsi porselen ve kristal satmakta. Satın almak isterseniz çok şık kristalleri Prag’dakinden daha uygun fiyata bulabilirsiniz. Kukla ve ibrik şeklinde satılan kupalarda çok satılan hediyelik eşyalar arasında.

Karlovy Vary genel olarak estetik dokusuyla insana huzur veren bir şehir. Sadece nehir kıyısında yürüyüp rengarenk evlerine bakmak, parkında oturup ağır adımlarla ilerleyen insanları izlemek bile son derece keyifli. Daracık sokaklarında çok nadir araba görebilirsiniz. Onun yerine faytonlar vardır bol bol… Neredeyse her sokak başında karşınıza çıkar ve ilginçtir bu faytonları hep kadınlar kullanır. (Biz tabii ki de faytonları tercih etmiyoruz !)

Sokakta yürürken karşıma seksek platformu gibi karelerden oluşan bir alan çıkmıştı. Platformdaki karelerin üzerine bastıkça, müzik kutusu çalıştırıyormuş gibi çok hoş bir ses çıkarıyordu. Ben 4-5 yaşlarında bir çocukla zıplamış, seksek oynamış ve inanılmaz eğlenmiştim. Seksek platformu için tekrar Karlovy Vary’e gidebilirim 🙂

Prag’a kadar gelmişken mutlaka bu güzel kente uğramalısınız. Prag’ın turist karmaşasından sonra ruhu dinlendiren bir sakinliği var. Muhteşem bir doğa ve tertemiz bir hava eşliğinde geçirdiğiniz güne pişman olmayacaksınız.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİlk ve Son Nefes Kadardır Yaşamak.
Sonraki İçerikAnanas Dosyaları: İstanbul’un Kahvaltıcıları I
Tuğba Şenol
Merhaba ben Tuğbaa ! Tipik bir kova burcu gibi geziyorum :) En büyük tutkum seyahat olduğu için kendimi sürekli uçak biletleri kovalarken buluyorum. Bugüne kadar bütün yatırımımı seyahate yaptım. Gittiğim şehirlerde iz bırakmayı ve kendime hatıralar eklemeyi çok seviyorum. Gezerken yaşadığıma inanıyorum. Güzel anılar biriktirmek için yaşıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here