İlk Durak: Efes

Ben evrenin genişliğine, kozmoza ve düşüncelerin gücüne öyle çok inanıyorum ki mesela bugün bunu yazmam bile evrenin ”zamanı geldi artık istediğin gibi yaz, çiz, çek” dediği bir an.

Şimdi de o anlardan bir diğerine daha şahit oluyorsunuz işte. Geçtiğimiz sene (2017) bir dönüm noktasıydı sanırım benim için bir an da eksikleriyle birlikte neredeyse tüm kamp malzemelerimi tamamladım, rotalar çıkardım. Sadece gezmek, yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek, kamp yapmak ve hiç farkında olmadan yeni bir yanımı tanımak istiyordum. İstediğimde oldu bir temmuz günü bir baktım ki İzmir’in Selçuk ilçesine yola çıkmak için Basmane Garı’ndayım. Hem tarih sever yanımı hem de ruhumu besleyen keşke daha önce yapsaydım bunu dediğim bir seyahatti gerçekten.

Duygularımı yarıda kesecek olursam Selçuk’a nasıl gittim? Biraz bundan bahsedeyim diyorum. İzmir’de yaşadığım için ben Basmane Garı’ndan Aydın’a giden trenle gittim. İstanbul, Ankara gibi diğer büyük şehirlerimizden de Selçuk ya da en yakın yer olan Aydın’a otobüs seferlerini illa ki bulabilirsiniz. Hatta artık İzmir’deki İzban seferleriyle bile buraya ulaşım sağlayabilirsiniz.

Efes Antik Kenti

Peki ne yapacağız Selçuk’ta? Selçuk Garı ve otogar arası kısa bir yürüme mesafesi katediyoruz ve Efes Örenyerin’e giden minibüslere binip eski tarihe yol alıyoruz. Kapıda girişler müzekart ile sağlanıyor. Müzekartınız yoksa girişte satışı mevcut hem öğrenci indirimi de varr. Vee işte içerdeyiz.

Dipnot olarak söylemek isterim ki bu güzel tarihi yeri görmek için bahar aylarını tercih etmelisiniz. Şayet yaz aylarında gidecek olursanız da şapkanızı, hatta orada bolca karşılaşacağınız Asya’lı vatandaşlar gibi şemsiyelerinizi almayı ihmal etmeyin derim. Ama önlemlerinizi aldıktan sonra ya da hiç önlem almasanız bile -benim gibi- ordan çıkarken nasıl oluyorsa bir şekilde mutlu oluyorsunuz. Bu güzel yeri görme şansınız olduğu için mi yeni bilgiler edinmiş olmanın verdiği heyecan mı? İşte orasını hiç bilemiyorum.

Pamucak Sahili

Şimdi de yolumuzu Pamucak Sahili’ne çeviriyoruz. Çantaları sırtladık ve Efes’ten sahil tarafına giden minibüslerle yola çıkıyoruz. Sıra sıra bir sürü yanyana kamp alanı vardı biz de ben ve yol arkadaşım her hangi birine karar verdik ve girdik -adını şu an anımsayamadığım.- Restoranı, duş alanları, büfesi, özellikle sahili ve kumu çok güzel olan bir kamp alanıydı. Alanı hızlıca göz geçirip hemen çadırlarımızı ve hamağımızı kurduk. E malum deniz sezonu, yorgunluğumuzu atmak için kendimizi soğuk ve dalgalı deniz suyuna attık. Sabah delicesine yakan güneş akşamüstünü gri bulutlara bırakmayı tercih etmişti.

Denizden çıkıp yemeğimizi yiyip bolca muhabbet ile birlikte, hamak keyfi ve bir kamp gecesinin olmazsa olmazı ateşimizi yakıp şarkılar söyledik gri bulutlar kendini bırakınca çadırlarımıza çekildik ve ilk kamp gecemi de böylece güzel bir yağmurla sonlandırmış oldum.

Sabah erkenden kalkıp burdan rotamızı Şirince’ye çevirdik asıl amaç Şirince’de gerçekleşecek kampa katılmaktı zaten ama biz bir gün önceden gidip biraz gezmek istedik. Şirince’de katıldığımız kamp yolda tanıştığımız insanlarla daha da güzel bir hale geldi. Küçük bir Şirince turuyla seyahatimi daha da renklendirdim ve sonunda yorgun ama mutlu bir şekilde evime döndüm.

İşte ilk kamp, seyahat ve yazı hikayemi okudunuz. Ben içimdeki küçük kız çocuğunun elinden tutup kendi güzel dünyama yeni, unutulmaz ve güzel anılar kattım. Neden şimdi sıra sende olmasın?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here